Apiterapi
Apiterapi
APİTERAPİ NEDİR?
Latince “arı” anlamına gelen “apis” kelimesinden türetilmiş
bir terim olan apiterapi; insanların hastalıklarını kontrol altına almak,
önlemek, sağlığını korumak, onları iyileştirmek ve bu iyileşmeyi devamlı hale
getirmek amacıyla bal, polen, arı sütü, propolis, arı zehri, balmumu,
apilarnil, arı ekmeği gibi arı ürünlerinin bir araya getirilmesiyle uygulanan
destek ya da tedavi yöntemidir [1,2].
APİTERAPİNİN TARİHİ
“Apiterapi” kelime olarak her ne kadar modern zamana ait olsa da tarihi yüzlerce yıl önceye dayanmaktadır.Apiterapi günümüzden 6000 yıl önce Hintliler, 5000 yıl önce Sümerliler tarafından kullanılmıştır.Antik Mısır ve Çinli hekimlerin günümüzden 4000 yıl önce birtakım arı ürünlerini reçetelediklerine dair belgeler bulunmaktadır [1].Bundan 6000 yıl önce Kızılderililer, balı bir gıda olarak, propolisi ise yara iyileştirici olarak kullanmışlardır.Apiterapi üzerine ilk kitap 5000 yıl önce çıkmıştır.En eski yazılı kayıt MÖ 3000 yılında deri enfeksiyonu veya ülser için bal kullanımını yazan bir Sümer tableti kabul edilmektedir.Ayrıca 4000 yıl önce geleneksel Mısır tıbbında arı ürünlerinden özellikle bal, balmumu ve propolis kullanılmıştır.MÖ 1550 yıllarında propolisin firavunların mumyalanmasında diğer aktif maddelerle birlikte kullanıldığı söylenmektedir.Diğer yandan tıbbın babası olarak bilinen Hippocrates, MÖ 400 yıllarında arı zehrini kullanıp onu çok gizemli çare “arcanum” olarak adlandırmıştır.Yine MS 130-200 yıllarında deneysel fizyolojide arı zehrinin kullanımından söz edilmiştir [2].Geçmişten günümüze apiterapiyi işaret eden çok sayıda kitap da yazılmıştır.
APİTERAPİDE ARI ÜRÜNLERİ
BAL:Bal, bal arısı Apis Mellifera’nın çiçeklerden aldığı nektardan yaptığı tatlı, viskoz bir maddedir [3].Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’nde bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal ürünü olarak tanımlanmıştır [4].Bal bileşimi alındığı kaynağın türüne, üretildiği döneme ve üretim metoduna göre değişiklik gösterir.Bal yapısındaki temel madde karbonhidrattır.Bileşime bakıldığında yaklaşık %80’i şeker, %17’si su, geri kalan %3’ü başta enzimler olmak üzere mineraller, vitaminler, organik asitler, aminoasitler ve aroma maddelerinden oluşmaktadır [3].Balın floral orijini; su aktivitesi, şeker içeriği gibi fizikokimyasal özellikler ile fenolik madde kompozisyonu, uçucu madde kompozisyonu, aminoasit ve protein içeriği gibi biyokimyasal özellikleri, antioksidan-anti radikal ve mikrobiyolojik aktivite gibi biyolojik özelliklerinden sorumludur.Baldan tedavi amacıyla, yara ve yanık sonucu oluşan deri enfeksiyonlarının, ülserlerin ve yatak yaralarının tedavisinde yararlanılmaktadır.Apiterapide; kestane balının yüksek tansiyon üzerinde düzenleyici etkiye ve kalp çarpıntısına karşı olumlu etkiye sahip olduğu, okaliptüs balının solunum sistemi rahatsızlıklarında kullanıldığı, nane balının sindirimi rahatlatıcı olduğu, portakal balının sakinleştirici, yatıştırıcı ve kramp çözücü özelliklere sahip olduğu, çam balının solunumu rahatlatıcı ve idrar söktürücü olduğu, ıhlamur balının sinir yatıştırıcı olduğu ve uykusuzluğa iyi geldiği, kızıl yonca balının ise diareyi önlemekle birlikte diüretik ve solunum sistemi rahatsızlıklarına olumlu etkilerinin olduğu kabul edilmektedir [5].
PROPOLİS:Propolis, işçi arıların, kendilerini, yavru arıları ve kovan içerisindeki besinleri çeşitli patojen mikroorganizmalardan korumak için bitkilerin tomurcuk, gövde, yaprak vb. kısımlarından topladığı reçinemsi maddeleri ve bitki nektarlarını, başlarında bulunan salgı bezlerinden salgılanan enzimlerle biyokimyasal değişikliğe uğratarak oluşturdukları, “arı tutkalı” olarak adlandırılan bir arı ürünüdür.Bu ürün bazı ülkelerde ilaç olarak, bazı ülkelerde ise gıda takviyesi olarak kabul edilmektedir [1].Oldukça karmaşık olan kimyasal bileşiminde; fenolleri, taninleri, polisakkaritleri, terpenleri, aromatik asitleri, aldehitleri ve daha birçok bileşeni içermektedir [3].Yapısında yer alan fenolik bileşikler sayesinde apiterapide; antifungal, antidepresan,anksiyolitik, antiviral, analjezik, antibakteriyel, antitümöral olarak kullanımının yanısıra yanık ve yaralanmada, egzamada, gastrointestinal hastalıklarda tedavi edici, immün sistem ve karaciğer hastalıklarında koruyucu olarak kullanılmaktadır.Son zamanlarda yapılan bazı çalışmalarda; propolis ve bazı bileşenlerinin, covid-19’un neden olduğu hastalık semptomlarına karşı güçlü antiviral aktivite göstererek hastalığın etkilerini azaltabileceğine ve hafifletebileceğine dair önemli kanıtlar bulunmaktadır [5].Propolisin bu yararlı etkilerinin yanısıra zararlı etkileri de bulunmaktadır.Hassas insanlarda alerjik reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan ağız, dil, el, sırt, ayaklar gibi vücudun değişik yerlerinde oluşan egzama, dermatitis, öksürük vb. semptomlar görülebilmektedir [4].
POLEN:Polen, çiçekli bitkilerde; çiçeklerin erkek organlarının üst kısmında bulunan anterlerin içindeki polen kesecikleri içinde yer alan, çiçeklerin erkek organlarınca üretilip, dişi organın döllenmesini sağlayan bitkilerin erkek cinsiyet hücreleri olarak adlandırılır.Bal arısı veya insanlar tarafından toplanan kurutulmuş çiçek tozları olup, arıların yaşamlarını sürdürebilmek ve yavrularını besleyebilmek için hayati bir öneme sahip olmakla birlikte insanlar için de önemli bir besin kaynağıdır [1].En az 18 ayrı aminoasidi içeren polen; bir düzineden fazla vitamin, 28 mineral, 11 enzim veya koenzim, 14 yağ asidi, 11 değişik karbonhidrat kaynağı sağlar ve mineral yönünden oldukça zengindir. Proteinler, yararlı yağlar, B,C,D,E vitaminleri, beta karoten, Ca, Mg, Se, nükleik asitler, lesitin ve sistein gibi bileşikleri barındıran ve düşük kalorili olan polen, bağışıklık sistemi için önemli stres kaynakları olan radyasyon ve kimyasal toksinlerin yok edilmesinde en uygun ve en ideal kaynaklardan olduğu bilimsel olarak saptanmış bir arı ürünüdür [2].Polenin kaynağa bağlı olarak; antikanserojenik, antioksidan, antibakteriyel, antialerjik, antifungal, immünmodülatör, antiaging, antianemi, probiyotik, rejeneratif, antiosteoporosiz gibi etkileri bulunmaktadır [4,5]. Bunlara ek olarak polen, beslenme yetersizliklerinde ve gastrointestinal hastalıklarda da kullanılmaktadır [5].
ARI SÜTÜ:Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların ana arıyı ve genç larvaları beslemek için kafalarındaki yutak altı salgı bezlerinden salgıladıkları, pelte kıvamında olan, açık krem-kemik renginde, kendine has kokuya ve yakıcı bir lezzete sahip bir arı ürünüdür [1,4].İçeriğindeki mineraller, temel yağ asitleri, çeşitli vitaminler, aminoasitler, lesitin, kollajen ve şekerler ile yüksek besleyici özelliğe sahiptir [3,4].Arı sütünün apiterapide; antioksidan, antibakteriyel, antimelatonik, antiinflamatuar, bütün dokulara canlılık ve enerji sağlayıcı, hücre yenileyici, immün sistemi güçlendirici, metabolizmayı hızlandırıcı, spermatolojik, nöron kaybını azaltıcı, antidiyabetik, nörogenezi arttırıcı, kardiyak sistemi güçlendirici ve antihipertansif etkileri bulunmaktadır [5].Arı sütüne biyolojik özellik kazandıran ve sadece arı sütünde bulunan 10-hidroksi dekonoik asittir.Bu bileşik arı sütünün ticari kalitesi olarak kabul edilmektedir [4].
ARI ZEHRİ: Arı zehri, bal arılarının karın boşluğunda bulunan bezlerden, içerisinde melitin, apamin,adolapin gibi biyoaktif peptidlerin; histamin, nöradrenalin, dopamin gibi bileşenlerin ve çeşitli enzimlerin bulunduğu, arı tarafından savunma amaçlı üretilen bir salgı olup, sarımtırak, keskin kokulu, acı bir tada sahip, hava ile temasa geçince kristalize form alan bir arı ürünüdür [3,5].Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici, kan dolaşımını arttırıcı etkisi ile birlikte romatizmal hastalıklarda, multiple sklerozda ve kanser tedavilerinde antitümoral etkisi mevcuttur.Akciğer, meme, böbrek, karaciğer, prostat kanseri gibi hastalıkların tedavisinde kemotorapik ürünlerin içerisinde yer almaktadır. Kullanımındaki en büyük risk alerjik faktördür [5].Dikkatli bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
BALMUMU: Balmumu Apis Mellifera’nın yaptığı peteğin eritilmesi ve yabancı maddelerden ayrılması ile elde olunan mumdur [1].Arıların petek örmek amacıyla kullandığı balmumunun sentezlenmesinden önce arılar bal tüketir ve balmumu bezlerinden salgılarlar [4].Balmumu yeni salgılandığı zaman beyaz renkte ve saydam bir yapıya sahipken, hava ile teması sonucu rengi koyulaşır ve yapısı katılaşır.Yapısında serbest yağ esterleri bulunmaktadır.Balmumu apiterapide; morlukların azalmasında, yanıkların iyileşmesinde kullanılarak doku hasarının önlenmesinde, tek başına ya da bal ve zeytinyağı gibi ürünlere takviye olarak antimikrobiyal etkinliğin sağlanmasında, kozmetik sanayiinde, ayrıca eczacılık alanında ve çeşitli merhem yapımında kullanılmaktadır.Diğer yandan balmumu, korona virüslerinin neden olduğu hastalıklar da dahil olmak üzere ciddi solunum yolu sendromlarına neden olan patojenlere karşı güçlü antiviral aktivite göstermiştir [5].
APİLARNİL: Apilarnil, erkek arı larvalarının 3-7 günlük süreçlerinde toplanıp homojenize edilmesiyle elde edilen bir arı ürünüdür.Süt kıvamında, açık sarı renkli ve hoş bir kokuya sahip olan apilarnilin içeriğinde birçok aminoasit, mineral, şeker, yağ asitleri ve androjenik hormonlar bulunmaktadır [4,5].Bu ürün özellikle erkek ve kadın üreme bezleri ve vejetatif sinir sistemine, yaşlılarda ise kalp-damar sistemi üzerine etkilidir [5].Ayrıca vücut geliştirme amacıyla da kullanılmaktadır [4].
ARI EKMEĞİ (PERGA): Arı ekmeği, arıların topladıkları ve işlem uygulayıp peteklere depoladıkları, kendi enzimleri ile fermente olan polen formudur [4].Yapısında çeşitli vitamin, mineral ve basit şekerleri, farklı oranlarda doymuş ve doymamış yağ asitlerini ve çeşitli aminoasitleri barındırmaktadır. Aminoasit içeriği polene oranla daha yüksektir.Bu aminoasitler insan vücudunda kolayca sindirilebilir. Probiyotik özelliğe sahiptir ki bu fermentasyon sırasında gelişen bakterilerden kaynaklanır. Apiterapide arı ekmeği; antimikrobiyal, antitrombotik, antioksidan, anti-aritmik ve antibiyotik özelliklerinden dolayı kullanılmaktadır [5].Kas gücü ve hacminin arttırılmasında da etkilidir.Ayrıca içerdiği asetilkolin nedeniyle tansiyon ve kronik kabızlık tedavilerinde kullanılmaktadır [4].
Sonuç
Apiterapi, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından 27 Ekim 2014’te çıkan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nde; “arı ve arı ürünlerinin koruyucu ve bazı hastalıkların tedavisinde destek olarak kullanılması biçimi” olarak tanımlanmıştır [1].Arı ürünlerinin yararlarına ve apiterapideki önemine bakıldığında görülmektedir ki bal arıları, doğada başka hiçbir hayvandan veya bitkiden elde edilemeyen sayı ve çeşitte biyolojik işleve ve tıbbi fonksiyona sahip doğal ürünler sağlamaktadır.Birçok farmakolojik aktiviteye sahip olan arı ürünlerinden doğru biçimde faydalanılması için kullanım amacına göre değişik üretim teknikleri uygulanmalıdır.Üretim sonrası elde edilen ürünler kalite testlerinden geçirilmeli, amaca uygun standartlara göre farklı işlemlere tabi tutularak hazırlanmalıdır.Ürünlerin analizleri yapılmalı, kalite ve kalıntı testleri rutin bir şekilde takip edilmelidir [4].Ürünlere karşı hassasiyet ve alerjik durumlarda olası riskler ve çözüm yolları iyi bilinmeli, gereken tedbirler alınmalıdır.Şifa amaçlı kullanılan bu ürünlerin “hakiki ve doğal” oluşuna ek olarak gerek üretim gerekse sonraki süreçte her açıdan “saf ve temiz” olması, ayrıca “taze” olarak tüketilmesi önemlidir [1].
Yazan: Ceyda YILDIRIMEditörler: Kerem KARAKOÇ & Naz BERK
KAYNAKLAR
[1] Atayoğlu, A. T. Apiterapiye Genel Bakış. Journal of Biotechnology
and Strategic Health Research, 3, 61-66.
[2] Çelik, K., & Aşgun, H. F. (2020). Arilarla gelen
sağlık “apiterapi”. Tudás Alapítvány.
[3] Aydın, Y., & Tekeoğlu, İ. (2018). TAMAMLAYICI TIP VE
GÜNCEL APİTERAPI UYGULAMALARI. Journal of Biotechnology and Strategic Health
Research, 2(2), 64-73.
[4] Sorucu, A. (2019). ARI ÜRÜNLERİ ve APİTERAPİ. Veteriner
Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Bülteni, 10(1), 1-15.
[5] EKİCİ, T., & GÖLGELİ, A. (2021). GELENEKSEL VE
TAMAMLAYICI TIPTA APİTERAPİ. Sağlık Bilimleri Dergisi, 30(2), 200-203.
Apiterapi, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından 27 Ekim 2014’te çıkan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nde; “arı ve arı ürünlerinin koruyucu ve bazı hastalıkların tedavisinde destek olarak kullanılması biçimi” olarak tanımlanmıştır [1].Arı ürünlerinin yararlarına ve apiterapideki önemine bakıldığında görülmektedir ki bal arıları, doğada başka hiçbir hayvandan veya bitkiden elde edilemeyen sayı ve çeşitte biyolojik işleve ve tıbbi fonksiyona sahip doğal ürünler sağlamaktadır.Birçok farmakolojik aktiviteye sahip olan arı ürünlerinden doğru biçimde faydalanılması için kullanım amacına göre değişik üretim teknikleri uygulanmalıdır.Üretim sonrası elde edilen ürünler kalite testlerinden geçirilmeli, amaca uygun standartlara göre farklı işlemlere tabi tutularak hazırlanmalıdır.Ürünlerin analizleri yapılmalı, kalite ve kalıntı testleri rutin bir şekilde takip edilmelidir [4].Ürünlere karşı hassasiyet ve alerjik durumlarda olası riskler ve çözüm yolları iyi bilinmeli, gereken tedbirler alınmalıdır.Şifa amaçlı kullanılan bu ürünlerin “hakiki ve doğal” oluşuna ek olarak gerek üretim gerekse sonraki süreçte her açıdan “saf ve temiz” olması, ayrıca “taze” olarak tüketilmesi önemlidir [1].
KAYNAKLAR
[1] Atayoğlu, A. T. Apiterapiye Genel Bakış. Journal of Biotechnology
and Strategic Health Research, 3, 61-66.
[2] Çelik, K., & Aşgun, H. F. (2020). Arilarla gelen
sağlık “apiterapi”. Tudás Alapítvány.
[3] Aydın, Y., & Tekeoğlu, İ. (2018). TAMAMLAYICI TIP VE
GÜNCEL APİTERAPI UYGULAMALARI. Journal of Biotechnology and Strategic Health
Research, 2(2), 64-73.
[4] Sorucu, A. (2019). ARI ÜRÜNLERİ ve APİTERAPİ. Veteriner
Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Bülteni, 10(1), 1-15.
[5] EKİCİ, T., & GÖLGELİ, A. (2021). GELENEKSEL VE
TAMAMLAYICI TIPTA APİTERAPİ. Sağlık Bilimleri Dergisi, 30(2), 200-203.



Yorumlar
Yorum Gönder