Yapay Et
Geleceğin Alternatif Protein Kaynağı: Yapay Et
Son yıllarda artan insan nüfusu ve değişen tüketici yönelimleri ile birlikte alternatif protein kaynaklarına yönelik çeşitli araştırmalar ve biyoteknolojik çalışmalarda artış gözlenmektedir. 2050 yılında artan insan popülasyonu ile et tüketim ihtiyacının ikiye katlanacağı ve bununla birlikte hayvansal üretimin maksimum üretim kapasitesine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Dolayısıyla geleneksel yöntemin artan ihtiyaca cevap veremeyeceği ve üretim maliyetinin de daha da yükseleceği öngörülmektedir. Bu nedenle et gibi doğal hayvansal proteinlerin yerine geçebilecek yeni protein kaynaklarının araştırılmasının ekonomik, besinsel ve çevresel bakımdan önemli etkiye sebep olacağı ve et endüstrisine büyük farklılıklar yaratacağı beklenebilir. Son yıllarda yapay et, geleneksel ete rekabetçi ve sürdürülebilir bir alternatif olarak hızla ivme kazanmıştır. Yapay et, geleneksel et üretimine kıyasla çok daha az sera gazı emisyonuna, su, toprak ve düşük enerji kullanımına sahiptir. Alternatif kaynaklardan yapay (in vitro) etin çıkış noktalarından birisi, başta veganizm olmak üzere gıda amaçlı yetiştirilen hayvanların tüm dünya sera gazı salınımının yaklaşık %15’inden sorumlu tutulmasıdır. Aynı zamanda, yüksek miktarda et ve et ürünleri tüketimi ile kanser ve kardiyovasküler hastalıklar arasında yakın ilişki olduğu ve gıda kaynaklı hastalıklarla mücadeledeki rolü gibi toplumsal mesajlar da verilmektedir. Et yerine yaygın olarak kullanılan ilk alternatif protein kaynakları bitkiler ve mantarlardır (mikoproteinler). Ayrıca böcekler ve deniz yosunlarının yanı sıra kültürlenmiş et veya in vitro et de önemli protein kaynağını oluşturmaktadır.
Yapay Et
Yapay et fikri yakın zamanda daha çok gündeme gelse de aslında ortaya çıkışı 1912’lere dayanmaktadır. Günümüze ise dünyada çok sayıda yapay et şirketleri kurulmuştur. Enstitü, yapay etin hızlı ve ucuz üretimi için 2025-2030 yılları arasında büyük biyolojik reaktörlerin dizayn edileceğini tahmin etmektedir. Yapay et, gıda amaçlı yetiştirilen bazı hayvanlardan alınan kök hücrelerinin gerekli şartlara sahip (besin öğeleri, enerji kaynakları, büyüme faktörleri vb.) bir biyoreaktörde geliştirilmeleri ve farklılaşmaları ile önce yenilebilir olgun kas hücrelerine ve devamında ise daha büyük kas dokularına dönüştürülmesi sonucu elde edilen ürüne verilen addır. Araştırma ve deneme maliyetlerinin henüz daha istenen seviyede olmaması sebebiyle yapay etin yaygınlaşma süreci oldukça yavaş seyretmektedir. Örneğin, 2013 yılında yapay etli hamburgeri ilk tanıtan Hollandalı Mosa Meat şirketi, 1 kg yapay et maliyetini 280.400 dolar olarak açıklamıştı. Aradan geçen zaman zarfında, İsrailli Biyoteknoloji şirketi Future Meat Technologies, 2018 yılında bu maliyetin 800 dolara indiğini; 2019 yılına gelindiğinde ise Mosa Meat ve İspanyol BioTech Food aynı miktar yapay etin 112 dolara kadar düştüğünü açıklamışlardır.
Yapay Et Üretimi
Tercih edilen başlıca yöntemler arasında; hücre kültürü esaslı teknikler, doku kültürü esaslı teknikler ve diğer bazı teknikler bulunmaktadır. Esas olarak ele alınan hücre kültürü yöntemi ile yapay et üretim aşamaları aşağıda şematik olarak gösterilmiştir.
In vitro
veya yapay et üretimi amacıyla bir çiftlik hayvanından biyopsi ile alınan kök
hücreleri (stem cell) veya embriyo, çoğalmaları için gerekli enerji ve besin
öğelerini içeren bir ortama aktarılmakta ve canlı hayvandan bağımsız olarak bir
biyoreaktör içerisinde çoğalmaları sağlanmaktadır. Bir diğer doku kültürleme
veya ekim işlemi ise 3-D yapılmaktadır. Bu tip kültürleme/ekim işleminde canlı
ya da ölü hayvandan alınan kas kök hücreleri, doğal ve yenebilir bir
biyomalzemeden (kolajen gibi) hazırlanmış gerekli besin öğelerini içeren bir
kültür ortamına aktarılmakta ve çoğalmaları sağlanmaktadır. Bu bağlamda, yapay
et üretimi için gerekli kök hücreler, canlı ya da ölü hayvandan alınabilmekte
ve uygun koşullarda çoğaltılarak farklılaşmaları sağlanmaktadır. Çoğalma
aşamasından sonra hücrelerin farklılaşması (kök hücre, miyoblast, miyotüpler ve
miyofibril oluşumu) ise ihtiyaca göre tasarlanmış bir biyoreaktörde
gerçekleşmektedir. Daha sonra miyojenez ya da kas dokusu oluşumu süreci
tamamlanmış hücrelerin/ürünlerin işlenmesi aşamasına geçilmekte ve yapay etin
laboratuvar ortamındaki üretim süreci tamamlanmış olmaktadır.
Sürdürülebilir ve Sağlıklı Diyet
Açısından Yapay Et
Sürdürülebilir
diyetlerin önemli özelliklerinin başında ekonomik olarak ulaşılabilir ve
tüketilebilir olması gelmektedir. Yapay etin tüketimi şu an için oldukça
sınırlıdır. İlk defa 2013 yılında defa hamburger köftesi olarak insanların
tüketimine sunulmuştur. Sunulan bu et yaklaşık 325 bin Amerikan Doları’na mal
olmuştur. Eti üreten firma fiyatın 2050’ye kadar oldukça düşeceğini
belirtmektedir. Yapay et üretiminde ise tam olarak geleneksel et dokusu
oluşturulamamıştır. Bu nedenle lezzet açısından geleneksel etin yerine
geçebilecek durumda değildir. Bunun yanında yapay et üretim teknolojisi ve ismi
açısından da tüketiciler tarafından tam kabul edilmiş değildir. Genel olarak
yapay ifadesi besinlerin doğallıktan uzak olduğunu simgelemekte bu nedenle
tüketilme ihtimalini düşürmektedir.
Sağlıklı
yaşam için hayvansal kaynaklar büyük önem taşısa da pek çok hastalık açısından
da risk taşımaktadır. Bilinen 200'den fazla hayvanlardan insanlara bulaşan
hastalık türü bulunmaktadır. Bu nedenle hayvansal kaynaklarda özellikle gıda güvenliğine
dikkat edilmesi gerekmektedir. Yapay et üretimi laboratuvar koşullarında
kontrollü bir şekilde yapıldığından geleneksel hayvancılığın taşımış olduğu
mikrobiyal risk oldukça düşüktür. Bu nedenle hayvansal kaynaklı besinlerden
kaynaklı hastalıkları azaltılacağı bildirilmektedir. Yapay et üretimi
mikrobiyal açıdan geleneksel ete göre az risk taşısa da farklı konularda daha
yüksek risklere neden olabilmektedir. Yapay et üretiminde farklı kimyasal
ürünler kullanılmaktadır. Bu ürünlerin yanlış miktarlarda kullanılması
sonucunda oluşabilecek riskler tam olarak bilinmemektedir. Aynı zamanda et
hücrelerinin büyütülmesi sırasında kanser hücrelerinin oluşma durumu
bulunmaktadır.
Etik Kaygılar ve Tüketici Görüşleri
Yapay et üretimiyle ilgili çeşitli tüketici görüşleri
ve etik kaygılar vardır. Yapay et üretimine karşı olan bireyler bu teknolojinin
insan kas dokusunda kültürlenebileceğinden ve ilerleyen dönemlerde
kanibalizmaya (yamyamlığa) neden olabileceğinden dolayı, birçok bireyin bu
etlerin tüketimine mesafelidir. Ayrıca başka endişeler şu şekilde
sıralanabilir: Yapay et, ileri sürüldüğünün aksine doğaya ve hayvanlara karşı
bir tür saygısızlık mıdır? Bu uygulama hayvan refahını daha da düşürecek midir?
ve Üretilen yeni ürün, dini/felsefi inançlar veya taraftarlarının kaygılarını
ne kadar dikkate almaktadır? En önemli felsefi inanç gurupları arasında yer
alan veganlar, başta kırmızı ve beyaz et olmak üzere diğer farklı hayvansal
gıdaları asla tüketmeyen kişilerdir. Günümüzde özellikle, gelişmiş ülkelerde
veganizmin yükselişe geçtiği görülmektedir. Bu kişiler, çiftlik hayvancılığının
hayvan refahını yeterince dikkate almadığı ve alınan önlemlerin de ihtiyacı
karşılamadığı gibi endişelere sahiptirler.
Yapay et üretimi, doğa ve hayvana saygı ilişkisi
açısından dışarıdan görüldüğünden çok daha karmaşıktır. İnsanoğlunun doğa ile
ilişkisine, yeryüzünde şu anda bulunan tüm dini ve felsefi görüşlerde büyük
önem verilmektedir. Konfüçyizm, Hinduizm ve ilkel yerli toplulukların dini
inanışlarında doğa ve hayvanların yerleri son derece önemlidir. Bu sebeple, et
tüketiminin kesin çizgilerle belirlenmiş kültürlerde, geniş kitleleri bir arada
tutabildiği görülmektedir. Yapay etin tüketiminin uygunluğunu İslami bakış
açısıyla değerlendiren Diyanet İşleri Başkanlığının fetva komisyonu, yöntemle
ilgili şu şekilde bir açıklamada bulunmuştur. İşlemin hükmünün, canlı bir
hayvanın vücudundan alınan hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılması veya
boğazlanmış/ölmüş hayvanlardan alınarak çoğaltılması durumuna göre
değişebileceğine vurgu yapılmıştır.
Eğitimli insanlar ile yapılan anket sonucunda,
katılımcıların yarısından fazlasının yapay etin sağlıklı, lezzetli,
uygulanabilir ve gerçekçi olduğuna inandıklarını; fakat et endüstrisinin
problemlerine çözüm olacağını düşünmedikleri sonucuna varmışlardır. Mancini ve
Antonioli’nin 2018 yılında İtalyan tüketicilerle yaptıkları anket çalışmasında,
katılımcıların %54’ü yapay eti denemek istediklerini bildirmiştir. Yapay etin
potansiyel tüketici profili, genç, eğitim seviyesi yüksek, et tüketen ve et
tüketimini azaltmada istekli tüketici grupları olarak tanımlanmıştır.
Sonuç
Yapay et
gelecekteki gıda üretiminde kullanılmak üzere bir yöntem olarak büyük umut
vadetmektedir. Geleneksel etin, artan insan nüfusu ile birlikte yetersiz
kalacağı ön görülmektedir. Bu durum bilim insanlarını yenilebilir gıda
alternatiflerini ve alternatif protein kaynaklarını araştırmaya
yönlendirmiştir. Son yıllarda özellikle yapay et ile ilgili yapılan
araştırmalar önem kazanmıştır. Yapay et üretimi ile geleneksel et üretiminin
neden olduğu sera gazlarının artışı, orman ve arazi tahribatı ve tarım
arazilerinin aşırı kullanımı gibi olumsuz etkilerin azalacağı tahmin
edilmektedir. Kontrollü ortamda üretilen yapay etin, et kaynaklı hastalık
riskini azaltacağı ve daha güvenli ve sağlıklı et üretimini sağlayacağı
düşünülmektedir. Diğer taraftan, yüksek üretim maliyeti, tüketiciler tarafından
tercih edilmeme, doğal bir ürün olarak kabul edilmeme ve etik kaygılar gibi
yapay et üretim sisteminin gelişmesini ve ticarileşmesini engelleyebilecek bazı
faktörler de bulunmaktadır ancak gelecekte, et alternatifleri, farklı tip etler
(GDO, klonlanmış et) veya hayvansal proteinler yapay etle birlikte markette
bulunabilecek ve aralarında da güçlü bir rekabet olabileceği beklenmektedir.
Kaynakça
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1172098
http://jfhs.scientificwebjournals.com/en/download/article-file/2049426
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1417984


.png)
Yorumlar
Yorum Gönder